Öss Puan Hesabı  Ders Notları  Meslek Tanıtımları  Rehberlik  Yabancı Dil Eğitimi  Arama İletişim

Menü

   Ana Sayfa
 2010 Üniversite Taban Tavan Puanları
 2011 Üniversite Taban Tavan Puanları
 Açıköğretim
 ALES
 ALS
 Anadolu Liseleri Tavan Taban Puanları
 Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi
 Biyoloji
 Burs Duyuruları
 Coğrafya
 Çıkmış Sorular
 Ders Notları
 Dikey Geçiş DGS
 Edebiyat
 Eğitim Haberleri
 Eğlence
 Felsefe
 Fizik Dersleri
 Geometri
 Güzellik
 Kimya
 Kitap Özetleri
 Kişisel Gelişim
 KPDS
 KPSS Ders Video
 KPSS Duyuru
 Matematik
 Meslek lisesi
 Meslek Tanıtımları
 Müzik Klip İzle
 Polislik
 Psikoloji
 Rehberlik
 Ruhun Gıdası Gerçek Müzik
 Sağlık Köşesi
 Sağlık Meslek Liseleri Taban Tavan Puanları
 SBS
 SORU CEVAP
 Soru Çözümleri
 STAJ Duyuruları
 Süper Video Cafe
 Tarih
 Trafikle İlgili Sorular
 Türkçe
 YGS LYS
 İngilizce
 Üniversite FOTOLARI
 Üniversite Taban Tavan Puanlar
 Üniversite Tanıtımları
 Yurt Dışı Eğitim
 Yönetmelikler
 Önemli Haberler
 ÖSYS duyurular
 Özel Ders
  İletişim

 Edebiyat Ders Notları Edebiyat-ı Cedide

Okunma

894


Edebiyat-ı Cedide: Gerçekçilik-doğalcılık ayrımı

İki akım arasındaki ayrımı ancak Edebiyat-ı Cedideciler yapar. "Hakiyye" terimini yalnız gerçekçilik karşılığı kullanır, doğalcılık için doğru olarak tabiiyye terimini öne sürerler. Bu nedenle Türk yazınında, gerçekçiliğin bilinç olarak Halit Ziya Uşaklıgil’le başladığını söylemek yanlış olmaz. Karabibik de, Zehra da yalnızca birer denemedirler.
Nitekim Uşaklıgil, en önemli romanları Mai ve Siyah ile Aşk-ı Memnu yayımlanmadan önce yazdığı Hikaye (1891) adlı incelemesinde çağdaş romanın ülkemizde tanınmadığından yakınır ve batılılarca yazın değeri verilmeyen ürünlerin Türkçe’ye çevrildiğini söyler. Yine ona göre, "Bir güçlü yazar yetişip de Türkler’de, başka uygar ulusların bundan yüzyıl önce beğenilen roman biçimini değiştirmeye" (aktaran Baha Dürder) çalışmamaktadır.
Uşaklıgil’in anlamı iki romanı da kuruluşları bakımından bir yetkinliği simgelerler. On yedi yaşında iken Balzac, Stendhal, Flaubert ile başlayarak Zola, Daudet ve Goncourtlar’ı okuduğunu söyleyen romancı, bellidir ki batıdaki gerçekçi yazının aşamalarını özümlemiş, bir bileşime varmıştır. Bu romanlarla kendi bireysel yaşamını sürdüren insanlar girer Türk yazınına. Düş ve gerçek çatışmasının temel alındığı Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu’ya oranla coşumculuğun etkisinden kurtulamazsa da, gerek bir roman dilinin gerçekleştirilebilmiş olması, gerekse dönemin aydınlarının ruh durumunu yansıtması açısından, yine de gerçekçi çizgide yer alır.
Edebiyat-ı Cedidecilerden Hüseyin Cahit Yalçın’la Mehmet Rauf da greçekçiliği benimserler. H.C. Yalçın’ın bir öykü kitabının adı Hayat-ı Hakikiyye Sahneleri (1910) adını taşır. Ama her ikisi de Uşaklıgil’i aşabilmiş değillerdir. Yalnız, Mehmet Rauf Eylül’de (1900) ruh çözümlemesine yüklenerek psikolojik romanın öncülerinden Paul Bourget’yi izler.
Gerçekçiliği benimsemelerine karşın, sanat anlayışları nedeniyle bütünüyle yaşama açılamayan, kişilerini aydınlar, soylular, varlıklar, genel bir deyimle seçkinler arasından seçen Edebiyat-ı Cedidecilerin yanı sıra, toplumun her sınıfından insanları, gözleme dayalı konularıyla Hüseyin Rahmi Gürpınar’a gerçekçi akım içinde özel bir yer ayırmak gerekmektedir. Ahmet Mithat geleneğini sürdüren Gürpınar, halk için yazma ve halkı eğitme amaçları dışında ustasından ayrılır. Roman anlayışı, gerçekçilikle doğalcılığın karışımıdır. Başlıca özelliği olan gülmecesi, alay ve yergiden güç alır. Buysa eleştirel bir tutum takınmasının sonucudur. Romanlarındaki olaylar, kişiler yaşamdan alınmışlardır, gözlem ürünüdürler. Üstelik bu tutumunu hiç değiştirmez Gürpınar. Yazın topluluklarının dışında, tek olarak kalır.

V.

Tanzimat ve Edebiyat-ı Cedide dönemlerinde şiir de benzeri aşamalardan geçer. Namık Kemal, ozan olarak da coşumcudur. Ama şiiri, toplumsal ve siyasal düşüncelerinin taşıyıcısı olarak görmesi, coşumculuğun coşku çizgisinde kalmasına yol açar. Bu şiirde birey değil, toplumu kurtarmaya sounmuş bir düşünce savaşçısı vardır yalnızca. Şiirde Tanzimat coşumculuğunun babası Abdülhak Hamit’tir. Onu duyuculuğa (sentimentalisme) kayan coşumculuğuyla Recaizade Ekrem izler. Edebiyat-ı Cedideciler Hamit’e, Ekrem’e bağlanırlar, ama gerçekçiliğe de açıktırlar. Daha doğrusu gerçekçilikleri, batıyı yakından izlemelerinin sonucudur.
Nitekim batıda "coşumculuğa tepki olarak doğan, gerçekçiliğin şiire uygulanışı diye nitelenen parnassizm 19. yüzyıllın göze çarpan eğilimlerinden biridir. Servet’i-Fünun döneminde, özellikle Tevfik Fikret’in birçok eserinde izlerini görürüz bu tutumun: Ayrıntılı gözlemlerin açık bir anlatımla ve nesnelikle iletimi; karamsar bir bakışla sanatçının kişiliğini gizlenişi, kusursuz bileşimlere ulaşma çabası" (Rauf Mutluay). Ama Edebiyat-ı Cedide şiirini tek bir akıma bağlamak güçtür. Çünkü, Edebiyat-ı Cedide terimini bir yana bırakırsak, bu yeni yazın içinde Servet’i-Fünun’un kendisi başlıbaşına bir akımdır.
Bir kez, aynı sanat anlayışını paylaşanlar Servet’i-Fünun dergisi çevresinde toplanarak (1896) ortak özelliklere, ilkelere dayanan bir şiiri geliştirmişlerdir. Yalnız eskiye, divan şiirine değil,Namık Kemal kuşağının şiirine de tepkidir Servet’i-Fünun şiiri. Üstelik salt bir ozan topluluğu değildir bu. Romancıları (Uşaklıgil, Mehmet Rauf), eleştirmenleri, savunucuları (Ahmet Şuayıp, H.C. Yalçın) vardır. Yeni bir duyarlığı, yeni bir şiir dilini geliştirirken batıyı hemen hemen günü gününe izlerler. Ama bir arayış döneminin bütün karışık etkilerini içerir şiirleri. Duygcu, coşumcu, parnasçı, simgecidirler. Doğaya yönelirler. Ama bir resimdir doğa onlar için. Düşle gerçek çatışması, karamsarlık, kaçış egemendir şiirlerine. Hem benimsedikleri sanat anlayışı, hem de dönemin siyasal koşulları içine kapanık, bireyci bir şiire yönelmelerine yol açmıştır. Çözüm, topluluğun 1900’lerde dağılması olur. Yazılıp çizilemeyen 1901-1908 yıllarında yalnız biri ayakta kalır: Tevfik Fikret. Biçim tutsaklığından sıyrılıp özü öne aldığı, karamsarlığı bireysellikten soyup toplumsalla özdeşleştirdiği için başarılı olur o da.       alıntı

sinavrehberlik.com başarılar diler.



  Yorumlar

 
ÖSS'de Yeni Sistem Açıklandı


Zihinsel Engelliler Öğretmenliği


İktisat 2008 Taban Tavan Taban Puanları


Piri Reis Üniversitesi 2010 Taban Puanları


Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Taban Tavan Puanları 2011


Sigara Kısırlık sebeplerinden


Göz Yanılmaları Optik Yanılsamalar


2010 YGS LYS


Nokta ve Doğrunun Analitiği Konu Anlatımı - Video İzle 2


KPSS B Hangi Kadrolardır


Abant İzzet Baysal Üniversitesi Taban Tavan Puanları 2011


Adıyaman Üniversitesi Taban Tavan Puanları 2011


Adnan Menderes Üniversitesi Taban Tavan Puanları 2011


Afyon Kocatepe Üniversitesi Taban Tavan Puanları 2011


Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Taban Tavan Puanları 2011


Ahi Evran Üniversitesi Taban Tavan Puanları 2011


Akdeniz Üniversitesi Taban Tavan Puanları 2011


Aksaray Üniversitesi Taban Tavan Puanları 2011


Amasya Üniversitesi Taban Tavan Puanları 2011


Anadolu Üniversitesi Taban Tavan Puanları 2011


Copyright © 2009 Tüm Hakları Saklıdır.Sitemap