|
 |
Okunma |
|
4591 |
....
tasarısını ertesi günü meclise sundular. Aynı gün meclis, cumhuriyetin ilanını resmen kabul etti ve ilk cumhurbaşkanı da oy birliğiyle Mustafa Kemal seçildi.
Sonuçları:- Cumhuriyetin ilanıyla yeni Türk devletinin adı belli oldu (konuldu) ve rejim konusundaki tartışmalar da sona erdi.
-“Meclis hükümeti” yerine “kabine sistemine” geçildi, (buna göre cumhurbaşkanı, başbakanı atayacak, başbakan da bakanları seçerek cumhurbaşkanının onayına sunacak)
- Türkiye Cumhuriyetinin ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal ilk başbakanı İsmet İnönü, ilk meclis başkanı da Fethi Okyar oldu.
- Devlet başkanlığı sorunu çözüldü. Çünkü devletin yegane başkanı, cumhurbaşkanı Mustafa Kemal oldu.
Dersimiz.Com
Çağdaş Devlete Doğru:
- Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924):
1 Kasım 1922'de saltanat ve halifelik birbirinden ayrılarak saltanat kaldırıldı ve halifeliğin yetkileri dinî konularla sınırlandırıldı. Vahdettin'in ülkeyi terk etmesinden sonra, Osmanlı sülâlesinden Abdülmecit Efendi, TBMM tarafından halife seçildi. Kendisine sadece Müslümanların halifesi unvanını kullanması bildirildi. Halife olan Abdülmecit Efendi'nin, zamanla hükümetin talimatlarının dışına çıktığı görüldü. Kendisini devlet başkanı gibi görmeye başladı. Bu durum ise yeni rejim için bir huzursuzluk kaynağı oluyordu. Buna karşı derhal tedbir alınması gerekiyordu. Ayrıca Türkiye'de gerçekleştirilmesi düşünülen inkılâpların yapılabilmesi için halifeliğin kaldırılması zorunlu idi.
- Bu sebeplerden dolayı 3 Mart 1924'te TBMM'de kabul edilen bir kanunla halifelik kaldırıldı.
- Şeriye ve Evkaf Vekaleti (Şeriat İşleri ve Vakıflar başkanlığı) kaldırılarak yerine Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü kuruldu.
Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) Kanunu ve Medreselerin Kaldırılması (3 Mart 1924):
- Osmanlılarda en önemli eğitim kurumları medreselerdi. Osmanlı devletinin yenileme ve çöküş dönemlerinde diğer kurumlar gibi medreseler de bozulmuştu. Tanzimat'tan itibaren batı tarzında eğitim veren okullar açılmıştı. Aynı zamanda azınlık ve yabancı ülkelerin okulları da bulunmaktaydı.
- Çağdaş ve modern bir Türkiye için eğitimin çağdaş ve laikleşmesi gerekiyordu. Bu amaçla eğitim alanında inkılaplar yapıldı. Bunun ilk öncülüğünde Tevhit-i Tedrisat (Öğretim Birliği) Kanunu aldı (3 Mat 1924).
Tevhit-i Tedrisat Kanunun kabul edilmesiyle medreseler kapatıldı. Bütün okullar milli eğitim bakanlığına bağlandı. Eğitim sistemi de millileşti. Laik eğitim benimsendi.
Milli eğitimin Esasları: 1- Eğitim öğretim işleri Milli Eğitim Bakanlığınca yürütülür. 2- Eğitim sistemi laiktir, milli kültür birliğini sağlamayı amaçlar. 3- Karma eğitim esastır. 4- Herkes ayrım yapılmaksızın eğitim hakkından yararlanır. 5 – İlköğretim parasız ve zorunludur. 6- Eğitimle etkin, faydalı ve verimli vatandaşlar yetiştirmeyi hedefler. 7- Öğretim programları çevre koşullarına çağın gerekliliğine uygundur. 8-eğitim programları milli birlik ve dayanışmayı güçlendirecek ve bilimsel çalışmalara yeniliklere uygundur.
Çok Partili Demokratik Hayat:
Demokrasilerin düzgün işleyebilmesi için birden fazla partiye gerek vardır. M. Kemal bu nedenle çoklu parti için çalışmaların başlanmasını istiyordu.
- M. Kemal’in isteği ile çok partili rejim denemeleri için kurulacak partiler ülke rejimini tehdit edince çok partili rejim denemelerine bir süre ara verilecek. 1946’da Demokrat Parti kurulması ile çok partili hayat başlayacak. 1950’ya kadar Cumhuriyet Halk Fırkası iktidarda kaldı.
a) Cumhuriyet Halk Fırkası (9 Eylül 1923)
Mustafa Kemal meclis çatısı altında bütün grupları birleştirmeyi denedi. Bunu başaramayınca kendisi gibi düşünen arkadaşlarıyla birlikte "Anadolu ve Rumeli Müdafaayı hukuk" grubunu kurdu. Bu grup daha sonra Atatürk'ün emriyle Halk fırkası adını aldı. (9 Eylül 1923). Cumhuriyetin ilanından sonra ise ismi değiştirilerek Cumhuriyet Halk partisi oldu. Böylece cumhuriyet tarihinin ilk siyasi partisi kurulmuş oldu.
b) Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası
- Bu parti, kurtuluş savaşında Atatürk'le aynı saflarda bulunmuş olan bir grup sivil ve asker tarafından kuruldu. Bu kişiler Kazım Karabekir (partinin başkanı) Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, Adnan Adıvar'dı
- Atatürk yeni kurulan partiyi olumlu karşıladı. Çünkü demokrasilerde çok parti olmalıydı. Aynı zamanda hükümetin denetlenmesi için de muhalefet partilerinin bulunması gerekliydi.
-** Parti ilk muhalefet partisidir. Devletçilik ilkesi yerine liberalizmi (serbest ekonomi) benimsiyordu.
- Terakkiperver Cumhuriyet fırkası demokratik hayatı benimsemekle beraber dini inanışlara saygılıyız görüşüne de ağırlık veriyordu. Kısa zamanda amacından sapan parti aynı zamanda inkılapları benimsemeyen kişilerin sığınabileceği bir yer durumuna geldi. Doğuda çıkan Şeyh Sait ayaklanmasında, partinin bazı yöneticilerinin de rolü olduğu gerekçesiyle, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kapatıldı. (5 Haziran 1295)
c) Serbest Cumhuriyet Fırkası (12 Ağustos 1930):
- 1929 yılında, Dünyada büyük bir ekonomik kriz yaşandı. Ülkemiz de bundan etkilendi. Hükümetin ekonomik programı bazı milletvekilleri tarafından eleştirildi. Mustafa Kemal “yeni bir parti kurulursa hükümet daha iyi denetlenebilir” diyordu. Bu amaçla yakın arkadaşı Fethi Okyar'a yeni bir parti kurmasını istedi. Böylece Türkiye'nin üçüncü partisi olan Serbest Cumhuriyet Fırkası Fethi Okyar'ın başkanlığında kuruldu. (12 Ağustos 1930)
- Demokrasinin gereği olarak kurulan bu parti kısa sürede laikliğe karşı olanların toplandığı bir parti haline geldi.
- Fethi Bey, partinin devlet için tehlikeli olmaya başlaması üzerine partiyi kapatmak zorunda kaldı. (17 Kasım 1930)
Çağdaş uygarlığa Doğru Adımlar:
1. Kılık Kıyafet Kanunu (Şapka Kanunu) 25 Kasım 1925:
- Kılık kıyafet insanların hayat tarzlarını ve kültürlerini yansıtır. Osmanlı devletinde giyim kuşam her milletin kendi örfüne göre düzenlenirdi. II. Mahmut devlet adamları ve askerler arasında kıyafet birliği sağlamaya çalıştı.
Atatürk kılık kıyafette de çağdaş olunmasını istiyordu. Atatürk Kastamonu'ya yaptığı gezide şapkayı tanıttı. 25 Kasım 1925'te de şapka kanunu çıkarıldı.
- 1934 yılında çıkarılan başka kanunla da din adamlarının, ibadet yerlerinin dışında dini kıyafetle gezmesi yasaklandı.
-Kadınlarla ilgili herhangi zorlama ve kanun çıkarılmadan, Zamanla modern kıyafeti benimsediler.
Not: Sadece en büyük din görevlileri kıyafeti ile dolaşabilecekti. (Diyanet İşleri Başkanı, Rum Patriği gibi)
2. Takvim saat ve ölçülerde değişiklik
Türklerin kullandığı Hicri takvim ve ölçüler uluslar arası ilişkilerde sorun yaratıyordu. Bu nedenlerle:
- Miladi Takvim kabul edildi. (26 Aralık 1925)
- Uluslararası saat sistemi kabul edildi.
- 1931'de çıkarılan bir kanunla arşın yerine metre, okka yerine kilogram ve litre kabul edildi.
Bu yeniliklerle iç piyasada alışveriş canlanırken, milletlerarası ticarette büyük kolaylık sağlandı.
3. Tekke ve Zaviye ve Türbelerin Kapatılması (30 Kasım 1925):
- Tekke; tarikatların toplantı, tören, eğitim yeridir. Zaviye ise tekkenin daha küçüğüdür.
Tekke ve zaviyeler Osmanlı devletinde tarikatların faaliyet yaptığı yerlerdi. Osmanlı devletinin son zamanlarında Tekke ve zaviyeler esas görevlerinden uzaklaştılar. Halkın din duygularının istismar edildiği yerler haline geldi. Laik bir devlet olan Türkiye Cumhuriyetinde böyle kuruluşların yeri olamazdı. 30 Kasım 1925'te çıkarılan bir kanunla Tekke ve Zaviyeler kapatıldı. Şeyh, derviş gibi unvanlar da yasaklandı.
HUKUK VE AİLE:
Hukuk vatandaşların devletle ve birbirileriyle olan ilişkilerini düzenleyen kurallar bütünüdür.
1- 1921 Anayasasının Kabulü (Teşkilat-I Esasiye) 20 Ocak 1921:
- Yeni Türk devletinin ilk anayasası olan Teşkilat-ı Esasiye 20 Ocak 1921 tarihinde TBMM’de kabul edilmiştir. Bu anayasa kısa ve öz olarak hazırlanmıştır. Çünkü bu dönemde Kurtuluş Savaşı devam ediyordu. Bu anayasa daha çok TBMM’nin Anadolu’daki etkinliğini sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.
- 1921 Anayasası’nda “Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir.” Maddesi ile ilk defa millet devlet yönetiminde yasal olarak söz ve karar sahibi olmuştur.
-1921 Anayasası’na göre Güçler Birliği ilkesi kabul edilmiştir.Buna göre kanun yapma, yürütme yetkisi ve yargı milletin tek temsilcisi olan TBMM’ye verilmiştir. Bu madde Kurtuluş Savaşı yıllarında daha çabuk karar alabilmek için uygulanmıştır.
-1921 Anayasasında devletin şekliyle ilgili bir hüküm yoktur. Millî egemenlik anlayışının doğal sonucu olan cumhuriyet adının konması sonraya bırakılmıştır.
- 29 Ekim 1923’de Cumhuriyet ilân edilince 1921 Anayasası’na “Türkiye devleti bir Cumhuriyettir” maddesi eklenmiştir.
2- 1924 Anayasası:Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasından sonra hazırlanmıştır. 1924 Anayasası’nda ulusal hakimiyet, TBMM’nin üstünlüğü, tek meclis ve “Güçler ayrılığı ilkesi” , Cumhurbaşkanı’nın TBMM’den ve 4 yıl için seçilebileceği, üst üste aynı kişinin Cumhurbaşkanı seçilebileceği, yargı hakkının bağımsız mahkemelerde olduğu, Cumhuriyet rejiminin değişmezliği ve Danıştay’ın kurulması gibi maddeler vardı. 1924 Anayasası’nda da 1960 yılına kadar düzenlemeler olmuştur.
3- Türk Medeni Kanununun Kabulü (17 Şubat 1926):
Evlenme, boşanma, miras ve aile hukuku ile ilgili kanunlar medeni hukuk kapsamındadır.
Avrupa devletlerinde modern hukuk kuralları uygulanırken Osmanlı Devleti’nde Tanzimat döneminde dini kurallara dayalı “MECELLE” adı verilen kanun hazırlanmıştı. Mecelle ihtiyaçlara cevap veremediği için 1926 yılında Türk milletinin örf ve hukukuna en yakın olan ve Avrupa’daki en yeni medeni kanun olan İsviçre Medeni Kanunundan alınarak hazırlandı.
Medeni Kanun’un Getirdiği Yenilikler
1.Aile hukukunda kadın-erkek eşitliği sağlandı.
2.Resmi nikah ve tek kadınla evlilik esası kabul edildi.
3.Kadına da boşanma hakkı verildi.
4.Mirasta kadın erkek eşitliği sağlandı.
5.Mahkemelerdeki şahitlikte kadın erkek eşitliği getirildi.
6.Kadınlara istediği mesleğe girebilme hakkı tanındı.
7.Boşanma durumunda çocukların hakları güvence altına alındı.
Hukuk alanında diğer yenilikler: - Türk Ceza Kanunu : İtalya’dan alınıp hazırlanmıştır. - Borçlar Kanunu: İsviçre’den alındı. - Türk Ticaret Kanunu:Almanya’dan alındı. - İcra ve İflas Kanunu
REJİM KARŞITI İSYAN:
Şeyh Sait isyanı (1925):
Nedenleri:TerakkiperverCumhuriyet Fırkasının’da Cumhuriyete karşı olanların halkı dini duyguları ön plana çıkararak kışkırması. 2- Lozan’da çözümlenemeyen Musul sorununu İngilizler çözmek için Anadolu’da isyan çıkartmak istemesi
3- Tutucu kesimin saltanat ve hilafeti geri istemesi.
- 13 Şubat 1925'te Ergani'nin Piran köyünde başlayan isyan kısa zamanda bölgeye yayıldı. İngilizler isyancılara silah ve cephane yardımında bulundu. Hükümet derhal gerekli önlemleri aldı. ilk önce Doğu ve Güneydoğuda seferberlik ilan etti. Daha sonra da isyancılar kısa zamanda yakalanarak gerekli cezaya çarptırıldılar.
Şeyh Sait isyanının Sonuçları
- İsyanı bastırmak için Takrir-i Sükun Kanunu çıkarıldı. İstiklal Mahkemeleri tekrar açıldı.
- Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kapatıldı.
- Çok partili hayata geçiş için erken olduğu anlaşıldı.
- İngilizler bu isyan sırasında Musul sorununu kendi çıkarları doğrultusunda çözümlediler ..devamı 7 de
|